Haberin Detayı

10 Eylül 2014, 16:33

Günümüzde kuruluşlar yoğun bir rekabet ortamında faaliyetlerini sürdürüyorlar. Bir yandan gelirlerini artırmaya çalışırken diğer yandan da maliyetlerini kontrol altında tutmayı amaçlıyorlar. Bu yoğun mücadele ortamında kurum çalışanlarının da belirlenen hedefe, gönülden katılımlarını sağlamak büyük önem taşır. Ancak çalışanların da beklentileri her geçen gün değişiyor. Onları anlamak, onlara doğru yaklaşmak ve onları işe odaklamak gün be gün zorlaşıyor.

İşte tam bu noktada çalışan araştırmaları, kuruluşların yardımına yetişiyor ve onlara doğru rotayı gösteren pusula işlevi görüyor.

Ülkemizde yalnızca çalışan araştırmalarına odaklanmış sayılı araştırma şirketlerden biri olan PiN Araştırma Yöneticisi Berna Özdemirkan ile yine bu alanda uzun zamandır danışmanlık projeleri yapan ADİSA Danışmanlık Yöneticisi Hüseyin Adanalı çalışanların bağlılığı ve motivasyonu konusundaki sorularımızı yanıtladı:


Çalışan Araştırmaları nasıl bir evrim geçiriyor? Gelinen son noktayı özetleyebilir misiniz?

BÖ- Uzun yıllar çalışan araştırmalarında sadece memnuniyet konusu üzerine odaklanıldı. Ancak günümüzde memnuniyet kadar, hatta daha fazla çalışanların bağlılığı ve motivasyonu, kuruluşlar için daha büyük önem taşıyor. Nitekim memnuniyet, çalışanlara yapılan bir yatırımsa, bağlılık ve verimlilik ise bu yatırımın geri dönüşü olarak değerlendirilebilir. Bu yüzden PiN Araştırma olarak memnuniyeti oluşturan temel faktörleri göz ardı etmemekle birlikte kurumları bir adım öteye taşıyacak bağlılık ve motivasyon faktörlerinin analiz ve değerlendirmesine daha fazla odaklanıyoruz.


Modelinizin temel özellikleri hakkında biraz bilgi verir misiniz?

BÖ – Biz model olarak ünlü Amerikalı psikolog Frederic Herzberg’in “İki Faktör” kuramının günümüze uyarlanmış şeklini kullanıyoruz. Bu kuram çalışanların memnuniyetini etkileyen faktörleri hijyen faktörler ve motivasyonel faktörler olmak üzere ikiye ayırıyor. Hijyen faktörlerin yeterli olmadığı kurumlarda çalışanlar, kendilerini mutsuz hissediyor ve o kurumdan ayrılma eğilimi içine giriyorlar. Ayrıca hijyen faktörlerde memnuniyet sağladığınızda çalışanların şirkete olan bağlılığı artarken, daha istekli çalışması yönünde pek bir etkisi olmuyor. Bununla birlikte, motivasyonel faktörlerde memnuniyeti artırdığınızda, bu durum çalışan motivasyonunu doğrudan olumlu olarak etkiliyor. Hijyen faktörler çoğu insanın genel kanısında olduğu gibi çalışma ortamı, fiziki koşullar ya da iş güvencesinden ibaret değildir. Şirket yönetimi ve politikaları, ilk yönetici, çalışanlar arası ilişkiler de hijyen faktörler arasında yer alıyor. Motivasyonel faktörler ise gelişim, işin kendisi, sorumluluk alma, başarma duygusu, ilerleme ve takdir edilme gibi unsurlardan oluşuyor.


Yalnızca araştırma mı yapıyorsunuz? Araştırma ardından kuruluşlara nasıl bir süreç uygulamalarını önerirsiniz?

HA – Araştırma aslında bizim projelerimizin sadece başlangıç noktası. Nitekim pek çok kurum bu tarz araştırmaları o ya da bu şekilde uzun yıllardır yapıyor. Ancak pek azı araştırma sonuçlarına göre iyileştirme aksiyonlarını belirleyip önceliklendirerek doğru adımlar atabiliyor. Yine deneyimlerimiz gösteriyor ki, araştırma şirketi raporunu hazırlayıp sunumunu yaptıktan sonra benim işim biter şeklinde konuya yaklaşırsa çoğu durumda hazırlanan rapor, şirketin tozlu raflarında yerini almaktan öteye gidemiyor. Bu yüzden biz kurumun iş liderlerini de yanımıza alarak mümkün olduğunca işin iyileştirme tarafına odaklanıyoruz. Üst ve orta kademe yöneticilere araştırma sonuçlarını benimsetip onları iyileştirme yapmak için teşvik ediyoruz. Aksiyonların belirlenmesi aşamasında fokus grup çalışmaları ve çalıştaylar yaparak çalışanların sürece katılımını azami oranda artırıyoruz. Tüm bu süreç boyunca kurumların insan kaynakları ekipleri ile tam bir iş ortağı olarak çalışıyoruz. Eğer iş liderlerini bu sürecin içine çekemezsek, “ihale” insan kaynakları bölümüne kalıyor. Takdir ederseniz ki, iş liderlerinin desteği olmadan tüm bu aksiyonların altından insan kaynakları ekibinin kalkması imkânsız.


Son söz olarak eklemek istediğiniz başka hususlar var mı?

BÖ: Evet. Açıkçası çalışan araştırmaları son 4-5 yıla kadar Pazar Araştırma şirketlerinin bir alt konusu olarak ele alınıyordu. Son yıllarda ise İnsan Kaynakları Danışmanlık şirketleri kendi alanlarının bir alt konusu olarak bu işi ele almaya başladılar. Aslında araştırma başlı başına bir uzmanlık işi, aynı şekilde İnsan Kaynakları Danışmanlığı da. Bizim farkımız; PiN Araştırma’nın tamamen çalışan araştırmaları üzerine uzmanlaşmış bir araştırma şirketi olması, aynı zamanda Adisa’nın İnsan Kaynakları ve Yönetim Danışmanlık şirketi ile de stratejik işbirliği yaparak bir kurumun ihtiyacı olan tüm başlıklarda bütünsel bir yaklaşım sergilemesi. Bu sektörde farklı bir vizyon oluşturduğumuz inancındayız.

HA: İş yaşamı gittikçe komplike bir hal alıyor, daha da alacak gibi görünüyor. Bu karmaşa içinde her konuda olduğu gibi çalışanların yönetimi konusunda da doğru analizler yapıp doğru aksiyonları almak şirketler için hayati bir önem taşıyor. Bu yüzden yakın gelecekte “şirketlere özel çalışan araştırmaları”na daha çok gereksinim duyulacak. Şimdiler de bile bu tür özel araştırmalar yapar olduk. PiN Araştırma ve Adisa Danışmanlık olarak kendimizi çalışanları anlama konusunda, sürekli geliştirme gayreti içindeyiz. Bu yüzden de bizim gibi çalışanları anlamaya ve onları motive etmeye “kafasını takmış” kurumları birlikte proje yapmak için davet ediyoruz.



Paylaş



Kalitatif Araştırma
Pin Araştırma Haberler Tüm Haberler